HÜSEYİN KILIÇ-ZZZZ MEHMET GÜNGÖR

Mehmet acıkmıştı ama bir yandan maça baktığı için çok farkında değildi. Kazanmamaları için bir sebep yoktu ama dakikalar geçtikçe gol sesi gelmiyordu. Gol olmadıkça midesinden gelen sesleri daha çok duyuyordu.

Nerde kaldı bu yemek?

Ses gelmedi. Heyecanlanan spikere kulak kabarttı. Bu sefer atarlardı herhalde. Maçın bitmesine az bir vakit kaldığını görünce tekrar bağırmaya yeltenemeden mutfaktan gelen şangırtıyla irkildi. Öfkelenmek için topun taca gitmesini bekledi çünkü aslında gol de olabilirdi. Olmalıydı.

Yine nereyi indirdin aşağı?

Cevap bekledi, gelmedi. Rakip takım taç atışı kullandı. Bir kez daha bağırdı.

Sana diyorum, hooop!

Topu onların yarı sahaya taşımaya çalışırken bir yandan da zaman geçiriyordu rakip oyuncular. Pek hayra alamet olmayan bir sessizlik vardı evin içinde. Müge ne açıklama yapıyor, ne özür diliyor ne öfke krizine girip alt komşuya aldırmadan bağırıp çağırıyordu. Orta yuvarlak civarına geldiklerinde altı numara yatarak topa müdahale etmeye çalıştı.

Kaldırma beni ayağa, ne olduğunu soruyorum insan gibi!

Bir başka oyuncu omuzla şarj yapsa da başarılı olamadı. Mehmet ayağa kalktı, mutfağa yöneldi.

Bu sefer derdin ne?

Üst üste iki şangırtı daha geldi mutfaktan. Şarj yapmaya çalışan futbolcu kendisi devrildi. Mutfağa girdiğinde rakibin kendi yarı sahalarında ilerlemeye devam ettiğini hissediyor bir yandan dua ediyordu.

….

Karısına baktığında gördüğünün ne olduğundan emin olamadı. Yemek hazırlığıyla ilgili bir şey olmadığı kesindi. Ne diyeceğini bilemediği için bir süre sustu. Daha önce de kafayı tırlattığı olmuştu ama böylesi olmamıştı. Salondan bir uğultu geldi.

Devamını okumak için tıklayınız

Yorum bırakın